30 Mayıs 2012 Çarşamba

Makarnalar nasıl küpe oluyor?


Son dönemin tasarımlarında ve reklam kampanyalarında olanlar ilginç. Bu zamana kadar, podyuma çıkan ‘sıska’ mankenler yüzünden eleştirilen moda dünyası sanki çark ediyor ve yemeğe yöneliyor. Geçen sezonlar sayesinde muzlara Prada’dan, turunçgillere Stella McCartney’den alışkanlığımız vardı. Ama Dolce&Gabbana, bu akımı çok daha cesur hale getirdi ve sebzelere geçiş yaptı! İtalyan mutfağının en önemli unsurlarından patlıcan, domates, biber, soğan kıyafetlere ve aksesuarlara aktarıldı. Makarna da ihmal edilmedi ve takı olarak yer verildi. Hatta bu konu hakkında yaklaşık 1 saat kadar kritik yaptığımız bile oldu; makarnayı yaşken mi deldiler yoksa hassas aletlerle mi diye. Denemek için fiyonk makarnanın kenarlarını delmeye çalıştık ama her denemede kırdık! Bir dahakine delmeden önce haşlamayı planlıyoruz.
Moschino Cheap&Chic ise defilesinin arka fonuna manav tezgahı yerleştirdi. Tezgahtakiler, irili ufaklı şekillerde kıyafetlerdeydi. Ama en harikası çilek kostümü tadında olandı!
Tasarımlarda durum böyleyken kampanya görselleri tatlılardan yana gidiyor. Louis Vuitton ve Mulberry en dikkat çekenler. Louis Vuitton, Paris’in romantik kafelerinden birinde bol kremalı tatlı yerken; Mulberry’de kocaman şekerlemeler, erimiş dondurmalar arasında kaybolan modeller yer alıyor. Bu gidişle hem yerli hem de yabancı markaların, mahalle pazarlarıyla çok işi olacak gibi.
 


Yazının orijinali Kübra Haniç tarafından all.com.tr'de yayınlanmıştır. 

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Everbody Loves Kate Middleton

İngiliz Kraliyet Ailesi'ne karşı hissettiklerim son 1 yılda ciddi anlamda değişti. Nedeni malum: Kate Middleton. Sayesinde artık onlar benim için katı ve sıkıcı değil. Halktan birisini kendilerine kattıkları için önyargılı olmadıklarını da gösterdiler. Her ne kadar kendisi bu evlilik için zayıflatılıp, daha farklı tarza tabi tutulsa da, en ciddi hallerinde bile samimi duran bir hali var Kate'in. Fotoğraflarına detaylı olarak baktığınızda da ortaya çıkıyor. İzleyenler hatırlayabilir: Prens William'ın gözüne bakarak evlilik yemini ettiği dakikalarda gülmemek için kendisini zor tuttuğu belliydi. Üstelik çok da sevimliydi.
Artık bir düşes olduğu olduğu için daha resmi giyiniyor, makyajını belirgin yapıyor ve ona göre davranıyor. Her ne kadar dergi ve web sitelerinde sevimli gülümsemesi, romantik bakışlarıyla yer alsa da göz, kaş ve dudak mimikleri görülmeye değer. Bakışlarıyla çok sinirliymiş gibi olabiliyor, kaşlarını farklı şekillere sokabiliyor ve dudaklarına hakim olamıyormuş gibi görünebiliyor.



Kate Middleton'ın bu kadar sevilmesnin nedeni belki de Düşes olmayı çok da umursamayan tavırları. Ya da üniversite yıllarından aşina olduğumuz fotoğrafları. Prens William'la ilişkilerinin ilk yıllarında da İngiliz halkı tarafından çok sevildi ki bu nadir görünen bir durum. Sol alttaki fotoğrafta giydiği Topshop elbise, bir gün içerisinde tüm mağazalardan tükendi...





Yazının orijinali Kübra Haniç tarafından all.com.tr'de yayınlanmıştır.

7 Nisan 2012 Cumartesi

Annesi onu Barbie sanıyor







Hiç kimseye üzülmedin şu Eden Wood denen bebeye üzüldüğüm kadar. Doğduğundan beri (ki kendisi henüz 2005 doğumlu olur) annesi tarafından ağır makyaja, kozmetiğe, her gün kuaföre, topuklu ayakkabılara maruz bırakılan Eden modellik yapıyor ve şarkı söylüyor. 

Eski komşularımızın, 90'lı yıllarda izlediği pembe dizilerden kopmuş gelmiş gibi duran bu Eden şimdide kitap çıkarmış. Kendi biyografisini (!!!!) anlattığı kitabın adı da 'Beşikten Taca'.

Kendisini görür görmez aklıma gelen şeyi buraya yazmak isterdim ama maalesef internet yayınları denetimi diye bir şey var.

Rachel McAdams-The Vow




Romantik-komedi filmleri severim ama (eğer yorgun değilsem, ya da kafamı dağıtmaya ihtiyacım yoksa) çok fazla izlemem. Ama gel gelelim bu filmde Rachel McAdams var :) 

Filmin IMDb puanı 6.6. Yani izlenmese de olur imajı veriyor. Ama dayanamıyorum!

The Vow (Türkçe'ye Aşk Yemini olarak çevrilmiş), birbirlerine çok aşık, yeni evli çift üzerinden yola çıkıyor. Geç çiftimiz kaza geçiriyor ve taze gelinimiz Paige (Rachel oluyor) kocasını unutuyor.

Filmle ilgili detaylar burada



La Sposa 2012 modelleri











Barselona'lı La Sposa yine yapmış yapacağını. Daha fazlası kendi sayfasında. 

Parisienne


Sephora'da bakınırken (ki bu bu aralar en severek yaptığım şeylerden biri :) ) bir şey öğrendim. Şu sıralar dünyada en çok satan parfüm YSL'in Parisienne parfümüymüş. Kate Moss, YSL ve güzel kokuyu birleştirip, şişesini yaklaşık 130 TL gibi bir fiyata satınca sonuç çok da şaşırtıcı değil aslında...

Odunsu kokunun içeriğinde böğürtlen, menekşe, sandal ağacı, misk ve paçuli de bulunuyor.

Flora Garden: Flora by Gucci

Gucci, yaklaşık 3 sene önce çıkardığı Gucci by Flora'yla oldukça geniş bir hayran kitlesi yakalamıştı. Bu sefer Flora by Gucci Flora Garden diyor ve 3 farklı parfümle geliyor. Manolya, sümbül ve gardenya çiçeklerinin kokularını taşıyan parfümlerin Türkiye'deki satış fiyatı henüz belli değil. Ama Gucci'nin diğer parfümlerinin 200-250 TL civarında olduğu düşünülürse bunlarda da benzer fiyatlar olması muhtemel.

Çiçek desenlerinin ve renklerinin bu yaz çok moda olduğu düşünülürse; rutinde tek parfüm lansmanı yapıp, uzun süre onun üzerinde durmayı seven Gucci'nin neden 3 farklı çiçek kokusunu birden piyasaya sürmesi normal geliyor :)

PS: Bu koleksiyonu denemeye fırsatım henüz olmadı. Ama Gucci'nin bundan önceki parfümlerinin güzelliğini düşününce, beklentim yükseliyor!